Bana bir yol söyle, giden buralardan.. Ne kadar soğuk istanbul, ne kadar yalnız sokaklar ve bir tek martıları gülüyor şehrin! Bir yol söyle, geçmişten tek karesi olmayan... Ne kadar yalnız insanlar, kar yağıyor...
anlamadım, ne dedin? oraları duydum bende elbet, vahşi arabalar tarafından küçük çocuklar öldürülür sürekli ve ölen her küçük çocuk, asfaltta yağlı bir lekedir. temizlensin diye maaş verirler, ve maaş vermek için vergi...
Gün geçmedi ki, henüz gülmedi çocukluklar yaralara bak! hepsi bizim ve o kabukları seyret, atamızlar! geçmedi gün dostum, gün güneşle geçmiyor devran denen an dönmedikçe. Geçmiyor, akıl kalbi sevmedikçe ve kalbin aklına gelmedikçe. Henüz çocuklar gülmeden, gülen yüzlere...
Çocuklara olan aşkım, dünyayı değiştirmek için uğraşımın tüm gücüdür. Bir çocuk ağlarsa, bütün Tanrılar ölür. Ne kazandığımı sordum kendime ve ne kaybettiğim...
aslında ben deliyim, akıl senin işin fikir senin göğün.. kimseyle konuşmasam, ne kadar güzel bir şey, ne kadar derin bir duygu duydun mu? akıl senin olsun sen hep akıllı ol. ben hep deliyim, dinlemem ki...
gözleri büyüktü diye, kalbi kördü sanırım hiçbir şey kaçmadı senden, benden başka; hiçbir acın, benim sana yarattığım yıkımı yaşatmadı. Ölümün tüm gişelerinde, aynı bileti satıyorlar değil mi? yo, hayır.. sen ölecek kadar...
BİLİNÇ ÇATI, (2012, o hiç sarhoş olmadı, hiç ayık kalmadı ve hiçbir kadını sevmedi, her zaman ve sürekli yanınızdaydı. Canberk Apiş, ölümsüzlüğümün 24ncü kanıtı, Çova...) yetecek kadar...
acılarıyla kale yapar insan, içine girer hükmeder hayatına bir süre.. acıların kalesini duymadın mı hiç? acılar kalesidir insanın, ... surları vardır yüksek ve hiçbir aşk, hiçbir kadın aşamaz orayı. mutlu aşk var...
şehirler arası yolculukların, servisler arası tanışmaları var; bir servis aracında, bir arkadaşımı görüp; tanımamayı öğrendim şimdi, o hiç tanımayı bilmezdi.. eski bir dost mesajı gelirdi, bakardım biraz; cevap vermemeyi düşünürdüm verilmeyen cevaplarla dolmuş sohbet...
kirleri ile tutunan insanlar yağmuru sevmez, çünkü her damlacık çözer onları ve paramparça olurlar. Temiz kalpli insanlar vardır, üstleri ve başları çamur ve ayakları pis kokabilir-de ama yağmur altında yürürler. ne garip ki, bugünün...
YA EŞİT BİR YAŞAM, YA EŞİT BİR YAŞAM! Kanıyor mu yüreğin? akacaksa kanın, yıksın polis barikatlarını o zaman, o zaman boşa akmasın kanın bırak haksızlığı boğarak aksın anlamsız kalmasın. devirsin devşirmeci düşünceyi ve...
http://anarsihaber.wordpress.com/2011/10/12/devletin-yasaklarina-bir-yasak-daha-eklendi/
Siz hep hazıra kondunuz, size baktım hep yağmurun yağmasını beklediniz hep, taşmasını ve birikmesini göletlerde.. yüzmek için beklediniz siz hep; ama ben yağmura yüzdüm biliyor musunuz? siz aşağı doğru atladınız ben yukarı doğru...
erkeğin kadına şiddetinden nefret eden biriyim ben ama kadınlar(!), sizde kadının erkeğe zulmünden nefret edin! insanlık suçu değil mi, inanmayı öldürmek yalnızlığı çoğaltmak ve duygusal tramvalarıyla bir adamı sokak sokak kusturana kadar...
ışık nerenizde kırıldıysa, öyle bir yansıma izledi gözünüz şiirler ile şarkıları karıştırmayın sakın. ya da uygun adım atan o harf bozuntularını şiir sanmayın, bombalardan etkili şiirler yazılıyor ve yüreği, aşkın...
Gerginim biraz sayfacık, yorgunum biraz aşığım parlayan yıldıza, unuturum sayfacık aşığım.. bana güvenen arkadaşlarım vardı, kaybettiler.. bana gülümseyen kadınlar vardı sayfacık, ağlamayı öğrendiler.. beni seven kişiler vardı mesela, nefret ettiler.. çünkü kirliyim ben, dilim kirli, elim kirli, aklım...
Bunlar kaldı işte, bıraktığın adama bunlar kaldı şarkılarla ağladım bende, hani ağlamazdım ya, ağladım bak. Su yataklarım oldu sonunda benim de, hani duygusuzdum ya evet; öyleyim.. Denedim durdum her şeyi alkolle avundum yıldızlara sarıldım...
Senin şarkın "Sen benimsin, ben seninim"di Neşat'tan.. Ama ben başka şarkıyı kaybetmiş aşka adadım Neşat'tan. ...